"Ayinesi iştir kişinin / Lafa bakılmaz"


Marmaristen Datça'ya doğru yol aldığınızda,
Datça'ya 20 km tabelası ile Emecik Köyünün
giriş tabelasını görebilirsiniz.
Emeklilik zamanlarımı İstanbul dışında Kuzey Ege'de
Edremit körfezinde memleketim olan küçük bir köyde
geçirmeyi planlarken; hayat, Egenin en güneyine, ilk
cümlede tarifini verdiğim bu köye getirdi beni.
2007 Kasımdan beri yaşadığım bu köyde, köydeki hayatımla
ilgili tecrübelerimi/gözlemlerimi ve kaybolmaya yüz tutmuş
bilgileri zaman buldukça paylaşacağım.
Umarım zamana iyi bir tanıklık ederim.

Ve zaman değişti. Yol kasım 2014 de Emecik'ten Datça'nın içine düştü. Artık Hayat DATÇA'nın içinden akacak..

püf noktaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
püf noktaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2012 Cumartesi

Karadut Çeşitlemeleri

Karadut bana göre çok güzel bir meyve. Üstelik çok da faydalı. Karadutun faydaları diye nette gezinirseniz, antioksidan özellik sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir, ........devam eder.

Karaduttan tentür, reçel ve şurup yapıyorum. Ayrıca karadutu derindondurucuda saklayıp kış reçellerine de karıştırabilir ya da kek veya pastalarınıza malzeme olarak kullanabilirsiniz.

Önce karadut tentürü; bunun için topladığım karadutları ağzı dar bir şişeye boğazına kadar dolduruyorum ve aldığı kadar votka veya alkol ile doldurup en az 9-10 ay bekletiyorum.


Bu sürede karadut bütün rayihasını  alkole ya da votkaya bırakıyor. Sonra şişenin içindeki tentürü süzüyorum.  Bu tentürü ilaç niyetine içebilir, ağız - boğaz enfeksiyonları için gargara yapabilirsiniz. Çeşitli içkilere katabilirsiniz. Kullanma yaratıcılığı artık size kalmış.

Karaduttan tabi ki reçel de  yapıyorum. Reçeli kahvaltılarda yemenin dışında tuzsuz taze lor üzerine doküp, yemekte tatlı niyetine servis edebilirsiniz. Bu tatlı versiyonunu Tire'de Kaplan Dağ Rest. tatmıştım. Ben de aynı şekilde servis ettiğimde çok beğenildi. Tavsiye olunur.

Ayrıca bu sene şurup denedim. Şurup için karadutu akşamdan şekere yatırıp ertesi sabah kevgirden geçirdim. Suyunu bir taşım kaynatıp içine biraz limon tuzu koydum. Şimdi buzdolabında sulandırılarak içilmeyi bekliyor.

Kevgirden geçirirken bütün suyunu çıkarmadım az sulu karadut püresine biraz su, şeker ekledim kaynattım ve limon tuzu ilavesi ile de marmelat yaptım.


 Ne bereketli meyve imiş..

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Elma Sirkesi

Bir yıldır dışarıdan para verip sirke almıyorum. Bizim evde sirke çok tüketiliyor. Çok tüketilmesinin sebebi sebze yıkamada kullanılması. Yeşillik yıkarken önce sirkeli suda 10-15 dakika bekletiyorum, sonra da yeşillikleri yıkıyorum. Suda beklerken çamur, toprak da kendini daha çabuk suya bırakıyor hem de aynı zamanda sirkeli suda beklemiş oluyor, zaman kaybı yaşamıyorum.

Ben ilk kez elma sirkesi yapmayı buğday derneğinin linkinden öğrendim, http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=137 ve evde yapmaya başladım. Sirkeyi bütün meyvelerden yapabilirsiniz. Geçen sene nar taneleyip dolaba koymuştum baktım hafif ekşimsi bir durum almış, atmadım narları sıkıp su ve sirke ilave ederek sirke yapmıştım.

Şimdi gelelim elma sirkesi yapımına; 1 kilo elmayı yıkadım, sonra göbekleri kalacak şekilde parçaladım ve katı meyve sıkacağından geçirdim. İki tane 5 er kiloluk cam kavonoza hem suyunu hem posasını hem de göbeklerini paylaştırdım. Aldığı kadar su ilave ettim. Evdeki sirkelerin içindeki sirke anasından her iki kavanoza da birer parça koyup, birer yemek  kaşığı da elme sirkesi koydum. Ve karıştırdım. Kavonozun ağzını tülbentle kapattım.



Serince bir yere kaldırdım. Sirkeniz şimdi kuruldu. Bundan sonra her gün karıştırmalı ve tülbentle kapatmalısınız. Yaklaşık 25-30 günde, ortamını severse daha kısa sürede sirkeniz olabilir.

Püf noktaları, sirkenin ağzını kapatmamalısınız, sirkeniz hava ile temas etmeli, her gün ya da günde iki kez karıştırmalısınız.






13 Şubat 2012 Pazartesi

Şevket-i Bostan / Kenger Kuzu Etli ve Nohutlu

Pazardan bir demet şevketi bostan aldım. Otları görünce dayanamıyorum ne yapayım. Serde egelilik var. Geçen sene bir kez yapmıştım. Yine de tarama yaptım internette, ve garova günlüğünde  http://garova.blogspot.com/2009/01/kenker-nam-dier-evket-i-bostan.html güzel bir tarif buldum. Kolları sıvadım.

Otların yeşil kısımlarını geçen sene atmıştım. Yukarıdaki bağlantıda kullanıldığını görünce, bu sene ben de atmadım. Bir demet ot için 300 gr kadar parça et (kuzu), bir avuç nohut, bir baş soğan ve 5-6 baş körmen (yabani sarımsak) kullandım. Kengerin köklerini kestim bir yere aldım önce, ot kısımları sirkeli suda bekletirken kökleri havuç gibi tırtıklayarak soydum. Onları da sararmamaları için ayrı bir yerde sirkeli suya koydum. Soğanı kıyıp içine körmenin baş kısımlarını da doğradıktan sonra zeytinyağı ilave edip kavurmaya başladım. Sonra kuşbaşı eti atıp - ateşi güçlendirdimki etin suyu kendini bırakmasın, içine hapsetsin - kavurmaya devam ettim. Bir süre sonra içine su katarak ateşi orta ateşe ayarlayıp pişirmeye başladım. Bir süre sonra da kısık ateşe geçtim.

Otların yeşil kısımlarını yıkayıp irice doğradım. Kök kısımların içindeki odunsu kısmı çıkarıp parçaladım.

Akşamdan ıslatılmış ve hırt pişirilmiş nohutu et biraz pişmeye yüz tutunca ilave edip 15 dakika kadar kısık ateşte pişirdikten sonra, şevketi bostanın köklerinden ayıkladığım kısmı da ilave ettim ve pişirmeye devam ettim. Etler pişmek üzere iken diğer ot kısımlar ile körmenin yeşil kısımlarını ve yazdan kış için hazırladığım domates sosunu ilave edip tuzunu da ekledim. Beş on dakika da bu şekilde pişirdikten sonra tencerenin altını kapadım. Sofra bezine sarıp kendi ısısı ile iyice hemhal olmasını sağladım. Ve işte sonuç.


Et ve kökler çok güzel pişmiş. Sap kısımlar hafif diri, nohut parçalanmamış dişe geliyor, domates rengini göstermiş, körmen ayrı bir lezzet katmış, damakta güzel bir mayhoşluk.

Çok lezzetli bir akşam yemeği idi bizim için.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Domates Yetiştirirken

İstanbulda yaşarken balkonda çiçek yetiştirirdim. Bir süre sonra daha da ileri gidip 2 metre karelik balkonda domates, biber, nane-maydanoz v.b gibi sebze yetiştirmeye başlamıştım. Ama arıların olmaması nedeiyle domatesler pek döllenemiyordu. Apartman arası boşluktan, 8-10 katlı bina aralarından düşecek güneş ışığını yakalamak için zavallı domatesler boylarını uzattıkça uzatıyor sadece yeşil bir görünüm oluyordu. Burda ise domatesler keyiflendikçe keyifleniyor, yapraklar o kadar büyüyordu ki bu kezde keyiften ürün alamıyordum. Bu sene iyice öğrendim ki ilk çiçekler görünmeye başlayınca, alt yaprak aralarından çıkan küçük dalcıkların alınması gerekiyor ki ürün alabilesin. bu işlemi bir kez ilk çiçeğe dek yaparsın. sonra yapmazsın. Ayrıca çok büyümüş olan yaprakları da ortasından keseceksin. Aksi takdirde yaprakları büyüyecek çiçekler domatese dönüşemeyecek.
not. Pınardan gelen uyarı ile; alt yaprak aralarından çıkan küçük dalcıkları alma işlemine koltuk alma denirmiş. bu işlem oturak domateslerde farklı sırıkda farklı imiş. benim size anlattığım oturak domatesler için.